İşyerinde

İşyerinde "Kılık-Kıyafet" Ne Kadar Önemli?

19.11.2019

Fotoğraftakiler geçenlerde London Techweek kapsamında düzenlenen, Londra’da Yatırım konulu bir etkinlikteki panelistler (yani panelistlerin ayakkabıları). Biri milyonlarca dolarlık bir şirketin başkan yardımcısı, biri melek yatırımcı, biri yatırım danışmanı, biri avukat. Parmak arası terlik giyenin avukat olmadığını tahmin etmek zor değil sanırım.

Tüm dünyada insanların daha çok “kendi gibi” olmaya özen gösterdiğini , işyerinde de özel hayatlarında giyindikleri gibi giyindiklerini ve kıyafete, dış görünüme değil, işlerini yapmaya yoğunlaştıklarını görüyoruz. Özellikle teknoloji şirketlerinde, işyerinde giyim konusunda geniş bir serbesti olduğu, insanların nasıl rahat ediyorlarsa öyle giyindiği malum. Bill Gates’i, Mark Zuckerberg’i , Jeff Bezos’u ve “en zengin listesi”indeki daha bir çok kişiyi kravatla görmek neredeyse imkansız. (Bu başarı ile dış görünümün pek de ilgisi olmadığına bir işaret olabilir mi? ) Bu serbesti, her sektörde aynı değil. Danışmanlık, hukuk ve gayrimenkul sektöründe hiçbir değişiklik yok gibi. Genel olarak tüm “satıcı” ların ( ki danışmanlık ve hukukta da bir servis satışı var) erkekler için takım elbise, kravat, kösele ayakkabı, düzgün saç ve sakal, kadınlar için döpiyes veya elbise, topuklu ayakkabı, hafif makyaj ( çok olursa da olmaz) kuralı tüm dünyada aynen devam ediyor gibi. Bizde ise durum biraz daha sıkı.  

Avrupada yasak, ama bizde hala iş ilanlarında “presentable”, “ kılık kıyafetine özen gösteren” ifadeleri, aranan “nitelikler” olarak sayılıyor.

Birçok işyerinde “Free Friday” uygulaması var gerçi ama, üst düzey yöneticilerin üzerlerinde hissettikleri baskı öyle büyük olmalı ki çoğu sadece kravat takmıyor. Tişört giyenler daha çok genç beyaz yakalar.

Belli bir noktaya kadar insanın kılık kıyafeti onun kişiliğini yansıtabilir, ama bu aynı zamanda bir illüzyona yol açmıyor mu? Evet bir insan saçını yıkamadan, gömleğini ütülemeden işe geliyorsa kendine özen göstermeyen adam işe nasıl özen gösterecek diye bir çıkarım yapabilir ya da takma kirpiklerle, 90lardan kalma boya küpüne batmış gibi makjajla, 20 cm ince topukla işe gelen kadının iş yapma yeterliliği ve konsantrasyonu konusunda tereddüte düşebilirsiniz ama jilet gibi takım elbise giymiş, saçını sakalını en güzel şekilde kesmiş, italyan ayakkabısını ayağına geçirmiş “presentable” bir adam aslında işinde pek iyi olmasa da bir anda artı puanlar alıp haksız bir rekabet yaratmıyor mu? Bu illüzyon, bu presentable kardeşimizden mal veya hizmet alacak müşteriler için bir kandırmaca değil mi? Hatta diğer şirket çalışanları için de biraz haksız bir durum ortaya çıkmıyor mu?

Diğer taraftan değişen zamanla birlikte, “uygun” kıyafet anlayışı da değişiyor. Avrupa'da artık kıravat takmamak neredeyse norm haline geldi. Kravat taktığında iş görüşmesine mi yoksa mahkemeye mi gidiyorsun diye soruyorlar. Kişisel gelişimle ilgili binlerce kişiye konuşma yapan ya da eğitim videoları yayınlanan kişilerin hiçbirini takım elbiseli göremezsiniz. 

Bunları söylüyorum ama ne yazık ki ben de takım elbise-döpiyes geleneğini hem kişisel olarak hem de işyeri politikası olarak sürdürüyorum. Fakat bu aslında benim kendi seçimim değil. Shakespeare’in dediği gibi dünya bir sahne ve biz sadece oyuncularız. İş dünyasının sahnesine de oyuna uygun kostümler giymek zorundayız. Benim yaptığım işle dış görünümümüm hiçbir ilgisi yok aslında. Aksine, giydiğimiz kostümlerin hiç biri rahat değil. Topuklu ayakkabılar ayaklarınızı şişirir, dar etekler karnınızı sıkar, erkeklere ceketlerinin içinde afakanlar basar. Rahat kıyafetlerin çalışma verimliliğini artırdığı kesin. Sanırım hayatın her alanında olduğu gibi bu konuda da bir denge bulmak gerekiyor. Hem değişen zamana ayak uydurarak hem de biraz daha kendimiz gibi olmaya çalışarak. 

Son olarak merak edenler için söyleyeyim fotograftaki tüm katılımcılar son derece faydalı bilgiler paylaştı ve hepsi alanlarında uzman olduklarını sunumlarıyla gösterdiler, kıyafetleri ve ayakkabılarıyla değil.


Yargıtaydan Önemli 'Ses Kaydı' Kararı
Yargıtaydan Önemli 'Ses Kaydı' Kararı
Yargıtay, kendisine hakaret ve tehdit ettiğine ilişkin başka türlü delil elde etme imkanı bulunmayan kişinin, hakaret edenle arasında geçen telefon görüşmesini kayda alarak elde ettiği delili hukuka uygun saydı.
DEVAMINI OKU>
TRAFİK CEZALARINA İTİRAZ
TRAFİK CEZALARINA İTİRAZ
Trafik cezası iki şekilde kesilebilir. İlki gıyapta plakaya, ikincisi ise trafik memurunun durdurup yüz yüze ceza yazması yoluyla trafik cezaları kesilmektedir.
DEVAMINI OKU>
Hedeflerinize ulaşabilmek için
ticari bakış açısı ile hukuki uzmanlığı
birleştirerek yaratıcı ve pratik
çözümler öneriyoruz.
İLETİŞİM